Arbitrum DAO'da ilginç bir durum ortaya çıktı. Kuzey Kore terörizmi mağdurlarını temsil eden bir avukat, foruma girdi ve donmuş 30.765 ETH'nin serbest bırakılmasına karşı çıktı. Avukat Charles Gerstein, bu fonların aslında Kuzey Kore ile bağlantılı mülk olduğunu iddia ediyor.
Olay ne? Geçen ay (19 Nisan) rsETH açığından sonra, Arbitrum Güvenlik Konseyi 30.765 ETH'yi dondurmuş durumda. Delegeler şimdi bu parayı orijinal mevduat sahiplerine iade etmek için bir kurtarma planı yapıyor. Ama Gerstein bunun mümkün olmadığını söylüyor çünkü bu fonlar onun müvekkillerinin (Kuzey Kore'ye karşı mahkeme kararları olan aileler) hakkı.
Hukuki çerçeve ilginç. Gerstein, ABD yaptırım yasaları kapsamında bu ETH'nin Kuzey Kore devletine ait mülk olarak nitelendirilebileceğini savunuyor. Dosyasında üç ana dava var ve toplam 877 milyon dolarlık haciz kararları bulunuyor. Bu davalar onlarca yıl öncesine kadar uzanıyor. Biri 1972'deki Lod Havalimanı Katliamı (Kuzey Kore tarafından desteklendiği tespit edilen), biri 2000'de kaçırılan Rahip Kim Dong Shik vakası, biri de 2006 İsrail-Hezbollah savaşıyla bağlantılı. Aileler mahkeme kararlarını kazandı ama Kuzey Kore hiçbir zaman ödedi.
Delegelerin görüşleri bölünmüş. Zeptimus gibi bazıları, ETH'nin çalınmış mal olduğunu ve orijinal sahiplerine geri dönmesi gerektiğini söylüyor. Temel mülkiyet hukuku kuralına göre hırsız mülkiyeti kazanamaz. Ama diğer tarafta, Kuzey Kore bayrağı altında işleyen bir devletin terörizm nedeniyle sorumlu olduğu ve mağdurlar için tazminat borcu olduğu gerçeği var. Bu durumda, kimin mağdur olduğu sorusu ortaya çıkıyor.
Entropy Advisors ve Axia gibi temsilciler başka konular gündeme getirdi. Aave'de takılı pozisyonları olan kullanıcıların günlük faiz maliyeti var. Sigorta ürünleri bu durumu kapsayacak mı? Gerstein'ın dosyalaması bu soruyu önemli ölçüde netleştiriyor. Normal temsilci sorumluluğu bir şey, ama canlı bir yaptırım eylemine maruz kalma başka bir şey.
Sonuçta, iki grup arasında seçim yapılması gerekiyor. Bir tarafta pozisyonlarını kapatamayan Aave mevduat sahipleri var. Diğer tarafta, Kuzey Kore'ye karşı onlarca yıllık mahkeme kararlarının arkasındaki aileler, hâlâ tahsilat yapmaya çalışıyor. Hangi mağdur grubunun önceliği olacağı sorusu, DAO'nun çözmesi gereken zor bir etik ve hukuki ikilem gibi görünüyor.
Arbitrum DAO'da ilginç bir durum ortaya çıktı. Kuzey Kore terörizmi mağdurlarını temsil eden bir avukat, foruma girdi ve donmuş 30.765 ETH'nin serbest bırakılmasına karşı çıktı. Avukat Charles Gerstein, bu fonların aslında Kuzey Kore ile bağlantılı mülk olduğunu iddia ediyor.
Olay ne? Geçen ay (19 Nisan) rsETH açığından sonra, Arbitrum Güvenlik Konseyi 30.765 ETH'yi dondurmuş durumda. Delegeler şimdi bu parayı orijinal mevduat sahiplerine iade etmek için bir kurtarma planı yapıyor. Ama Gerstein bunun mümkün olmadığını söylüyor çünkü bu fonlar onun müvekkillerinin (Kuzey Kore'ye karşı mahkeme kararları olan aileler) hakkı.
Hukuki çerçeve ilginç. Gerstein, ABD yaptırım yasaları kapsamında bu ETH'nin Kuzey Kore devletine ait mülk olarak nitelendirilebileceğini savunuyor. Dosyasında üç ana dava var ve toplam 877 milyon dolarlık haciz kararları bulunuyor. Bu davalar onlarca yıl öncesine kadar uzanıyor. Biri 1972'deki Lod Havalimanı Katliamı (Kuzey Kore tarafından desteklendiği tespit edilen), biri 2000'de kaçırılan Rahip Kim Dong Shik vakası, biri de 2006 İsrail-Hezbollah savaşıyla bağlantılı. Aileler mahkeme kararlarını kazandı ama Kuzey Kore hiçbir zaman ödedi.
Delegelerin görüşleri bölünmüş. Zeptimus gibi bazıları, ETH'nin çalınmış mal olduğunu ve orijinal sahiplerine geri dönmesi gerektiğini söylüyor. Temel mülkiyet hukuku kuralına göre hırsız mülkiyeti kazanamaz. Ama diğer tarafta, Kuzey Kore bayrağı altında işleyen bir devletin terörizm nedeniyle sorumlu olduğu ve mağdurlar için tazminat borcu olduğu gerçeği var. Bu durumda, kimin mağdur olduğu sorusu ortaya çıkıyor.
Entropy Advisors ve Axia gibi temsilciler başka konular gündeme getirdi. Aave'de takılı pozisyonları olan kullanıcıların günlük faiz maliyeti var. Sigorta ürünleri bu durumu kapsayacak mı? Gerstein'ın dosyalaması bu soruyu önemli ölçüde netleştiriyor. Normal temsilci sorumluluğu bir şey, ama canlı bir yaptırım eylemine maruz kalma başka bir şey.
Sonuçta, iki grup arasında seçim yapılması gerekiyor. Bir tarafta pozisyonlarını kapatamayan Aave mevduat sahipleri var. Diğer tarafta, Kuzey Kore'ye karşı onlarca yıllık mahkeme kararlarının arkasındaki aileler, hâlâ tahsilat yapmaya çalışıyor. Hangi mağdur grubunun önceliği olacağı sorusu, DAO'nun çözmesi gereken zor bir etik ve hukuki ikilem gibi görünüyor.